Türkiye'de işgücü piyasası konusunda kim uzmandır derseniz cevabım Seyfettin Gürsel olur. Gürsel'i vakti zamanında TÜSİAD için hazırladığı işsizlik raporları (bir, iki) sayesinde tanımıştım (ismen tanışıklık, kişisel tanışıklığım yok). Daha sonra köşe yazılarını da takip ederek kendisinden bu konuda epey şeyler öğrendim. Şu sıralarda Referans gazetesinde yazıyor. İşsizlik konusunda bilgi sahibi olmak isteyenlerin yazılarını takip etmesini şiddetle öneririm. Okumaya mart ayı işgücü piyasası verilerini değerlendiren bugünkü yazısından başlayabilirsiniz.
Gürsel'in bugünkü yazısında katılmadığım sadece bir tek yer var. O da "Aylık olarak şubat ile martı karşılaştırmıyoruz, ocak ile nisanı karşılaştırıyoruz. Aylık işgücü istatistikleri aslında üç aylık ortalamalar. Şubat rakamları ocak-şubat-mart aylarının ortalamasıydı. Mart rakamları ise şubat-mart-nisan ortalaması. Dolayısıyla şubat ile martı karşılaştırırken aslında ocak ile nisanı karşılaştırıyoruz" dediği bölüm. Aylık işgücü istatistiklerinin üç aylık ortalamalardan oluştuğu doğru. Fakat ocak-şubat-mart ayı ortalamasını "şubat ayı verisi" ve şubat-mart-nisan ortalamasını "mart ayı verisi" olarak tanımlamak yanlış ise, bu verileri "ocak ayı verisi" ve "nisan ayı verisi" olarak tanımlamak da yanlıştır. Yani "Dolayısıyla şubat ile martı karşılaştırırken aslında ocak ile nisanı karşılaştırıyoruz" cümlesi bana pek doğru gelmiyor. Üç ayın ortalamasından oluşan bir veriyi sadece ortadaki aya atfetmek doğru değilse, sadece baştaki veya sadece sondaki aya atfetmek de doğru değildir.
Esasında TÜİK aylık işgücü piyasası verilerini böyle üç aylık ortalamalardan oluşturmak yerine sadece ilgili olduğu ayda düzenlediği ankete dayanarak verse daha iyi olur. Böylece hem yukarıdaki gibi değerlendirme sıkıntılarından kurtulmuş hem de şimdi nisan ayı verilerinden haberdar olmuş olurduk. Biliyoruz, aylık veriler genelde çok dalgalı olur ve iktisatçılar da bunları analiz ederken genelde üç aylık hareketli ortalamaları almayı tercih eder. Burada bu hareketli ortalamayı alma işini bizzat TÜİK üstlenmiş durumda. Oysa bunun istatistik kurumunun işi olmaması gerekir. TÜİK gerçek aylık verileri versin, eğer gerekiyorsa, hareketli ortalamayı biz kendimiz de alırız.
Salı, Haziran 16, 2009
Gürsel'in işsizlik yazısı ve bir eleştiri
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
8 yorum var:
(O+Ş+M / 3) - (Ş+M+N) / 3 = (O-N)/3
gibi bir şey yüzünden zannediyorum o yazıda ocak ve nisan denmiş, bence de oldukça mantıklı.
TÜİK'in 3 ayın anketlerini birleştirmesinin sebebi populationı temsil edebilecek kadar gözleme ulaşabilmek, öbür türlü her ay yaptıklarının 3 katı anket yapmaları gerekirdi. İdeal olanı tabi bu ama maliyetinin çok yüksek olacağı kaçınılmaz.
Bugünkü yazısında düzeltme yapmış
O düzeltme başka bir yazıyla ilgili. Burada bahsettiğimiz konuda firemind'in açıklaması kafama yattı. Fakat yine de gerçek aylık verilerin açıklanması iyi olur diye düşünüyorum.
Orhan beye bende katılıyorum aylık verilerin açıklanması çok daha sağlıklı olur
Sevgili Orhan Karaca
Uzun süre oldu yazılara ara verdiniz. Umarım saglık sorunundan değildir. Merak etmekteyiz. Aklıma yaz olduğu için senelik izin kullandığınız fikri yatkın geliyor.
Google arama motorundan arama yaptırdım. Kötü bir olasılık olabilirmi diye allaha şükür kötü bir olayla karşulaşmadım.
Yazılarınızı okumak için bekliyoruz. İyi tatiller.
Teşekkür ederim. Bir sağlık sorunum yok, gayet iyiyim. Bugünlerde biraz fazla meşgulüm sadece, blog ile pek ilgilenemiyorum.
Sevgili Hocam
Son günlerde gelen verilerle ilgili görüşleriniz ve düşüncelerinizi alabilirmiyiz.
Global ekonominin resesyon sürecine girişini cok saglıklı bir şekilde blog aracılığıyla takip etmiştik.
Gelinen sürece dogru gelişmeleri nasıl degerlendiriyorsunuz.
Belki bu sorunuza blogda bir yazıyla cevap veririm diye epey bekledim ama anladımki yapamayacağım. Bunu hakkıyla yapabilmek için bir sürü veriyi yeniden gözden geçirip grafikler falan oluşturmak gerekiyor ama maalesef şu sıralar o enerjiyi kendimde bulamıyorum. Fakat bunlar benim zaten Ekonomist ve Capital dergilerinde sürekli yazdığım şeyler. Oradan kaynaklanan birikimimle kısa bir özet yapayım bari. Bu özet hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomideki gelişmeleri kapsayacak. Zaten Türkiye ekonomisi ile küresel ekonomide son zamanlarda oldukça paralel bir seyir gözleniyor. 2007'de ABD'de başlayan ve 2008'de tüm dünyaya yayılan finansal sorunlar geçen yılın son çeyreğinde paniğe dönüşmüş ve dünya ticaretinde bir çöküşe yol açmıştı. Bu da Türkiye dahil birçok ülkenin resesyona yuvarlanmasına neden olmuştu. O resesyon bu yılın ilk çeyreğinde biraz daha derinleşti. Fakat öncü göstergelerden anladığımız kadarıyla, ikinci çeyrekten itibaren dipten dönüş başladı. Bu dipten dönüş hem küresel ekonomi hem de Türkiye ekonomisi için geçerli. Yalnız bu dipten dönüş biraz yavaş seyrediyor. Yine de küresel resesyonun bu yılın son çeyreğinde sona ereceği ve yavaş da olsa büyümenin yeniden başlayacağını tahmin edenler çoğalmaya başladı. OECD'nin ve IMF'nin son tahminleri bu yöndeydi. Benim Türkiye ekonomisine ilişkin tahminim de bu şekilde. Buna karşılık dünya ekonomisindeki toparlanma görüntüsünün aldatıcı olduğunu ve yakında ikinci bir dip yaşanacağını söyleyen kahinler de var. Benim kahinlik özelliğim olmadığı için artık o kadarını bilemiyorum, şu anda verilerde ne görüyorsam onu söylüyorum. Durum kısaca bu.
Yorum Gönder