Pazartesi, Haziran 09, 2008

Futbol araştırması

(Futbolla ilgili bir araştırmaya kafayı taktığım için bir süredir blogu ihmal ettim. Aşağıdaki yazı bu araştırmanın ilk ürünü sayılabilir ve de geçen haftaki Ekonomist Dergisi'nde yayınlanmıştı. Her zaman işlediklerimden farklı bir konu olduğu için burada da yayınlayayım dedim. Hem böylelikle bloga da yeniden el atmış oluruz.)

Yabancı futbolcular milli takıma zararlı değil

Futbolda Avrupa Şampiyonası finalleri bu cumartesi başlıyor (başladı). Bu turnuvanın bizim için anlamını, önceki iki büyük turnuvaya (2004 Avrupa Şampiyonası ve 2006 Dünya Kupası) katılma hakkını baraj maçlarında kaybettikten sonra bu kez bunu başarmamız oluşturuyor. Futbolun beşiği İngiltere için ise söz konusu turnuvanın daha hüzünlü bir anlamı var. 14 yıl aradan sonra ilk kez bir uluslararası turnuvanın elemelerini geçmeyi başaramayan İngilizler, bu turnuvada sahada değil tribünlerde olacak.

İngiltere, 2008 yılında futbolda bir başka ilginç olaya daha imza attı. Geçen ay Moskova’da yapılan Şampiyonlar Ligi finalini, ilk kez iki İngiliz takımı, Manchester United ile Chelsea kendi aralarında oynamıştı. Bu da İngiliz futbolu açısından önemli bir başarıydı.

Yabancı futbolcu hipotezi

İşte bu iki olayın aynı yıl içinde yaşanması, futbolda eski bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Futbolla biraz ilgisi olan herkesin bildiği gibi, İngiltere, dünyada liglerinde en fazla yabancı futbolcunun top koşturduğu ülkelerden biri. Premier Lig’deki her 10 futbolcudan 6’sını yabancı uyruklular oluşturuyor. Bazıları da, öteden beri, yabancı futbolcu sayısının serbest bırakılmasına, “Kulüp takımlarına yarar getirebilir ama, yerli oyuncuların forma bulma şansını azaltacağı için, milli takıma zarar verir” diye karşı çıkıyor. İşte, kadrosu yabancı futbolcu kaynayan iki İngiliz takımı dünyadaki kulüpler arası müsabakaların en prestijlisinde finali kendi aralarında oynarken, İngiliz milli takımının Avrupa Şampiyonası finallerine gidememiş olması bu görüşün kanıtı gibi görünüyor.

Kamuoyunun iktisatçı kimliği yanında futbol yorumcusu olarak da tanıdığı Deniz Gökçe’nin 25 Mayıs 2008 tarihli Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde İngiltere’nin bu durumundan bahsettiğini görünce bizim kafamızda hemen “Acaba bu tez doğru mu” diye bir soru oluştu. Bunun üzerine de yukarıdaki gibi tek bir örnek olaya dayanarak değil, bulabildiğimiz tüm ülke verilerini kullanarak bu hipotezi test etmeye karar verdik.

Hipotezin testi

Doğrusu liglerdeki yabancı futbolcu sayısına ilişkin istatistiklere ulaşmak pek kolay olmadı. Fakat sonunda http://www.eufo.de/ adresli siteden 46 Avrupa ülkesi için gerekli verilere ulaşabildik. Kullanacağımız ekonometrik model konusunda ise, beş yıl kadar önce (30 Mart 2003) bu sayfalarda değerlendirmesini yaptığımız bir makaleden(*) yararlandık. Bu makaleyi esas alarak milli takımlar düzeyindeki başarının göstergesi olarak FIFA/Coca-Cola Dünya Sıralaması’ndaki puanları kullandık. Ülkelerin kulüp müsabakalarındaki başarısının göstergesi olarak ise, Avrupa kupalarına hangi ülkenin kaç takımla katılacağının belirlenmesi amacıyla tutulan UEFA Ülke Sıralaması listesindeki puanları ele aldık.

Ekonometrik analizde yabancı futbolcu oranı yanında kontrol değişkenleri olarak da nüfus, kişi başına gelir ve ülke sıcaklığının futbol için ideal kabul edilen sıcaklıktan (14 derece) uzaklığını kullandık. Bu değişkenlerden ülke nüfusunu, nüfus arttıkça futbol yeteneğine sahip gençlere rastlama olasılığının artması nedeniyle analize kattık. Kişi başına geliri, ülkenin zenginliğinin artmasının futbola yapılan yatırımları artırma olasılığı nedeniyle dikkate aldık. Sıcaklık derecesini de aşırı soğuk ya da aşırı sıcak iklimlere sahip ülkelerde gençlerin açık hava aktivitelerine katılmaktan kaçınmaları ve de bunun ülkenin futbolcu kaynağını kısırlaştırması nedeniyle hesaplarımıza dahil ettik.

Kulüplere faydası var

Aşağıdaki iki grafik, bu üç değişkenin etkisi kontrol edildikten sonra, ülkelerin birinci liglerindeki yabancı futbolcu oranının kulüp ve milli takım başarısını ne ölçüde etkilediğini gösteriyor. Üstteki grafikte görüldüğü gibi, yabancı futbolcu oranının ülkelerin kulüp müsabakalarındaki başarısına etkisi, çok güçlü olmasa da pozitif. Yani yukarıda bahsettiğimiz hipotezin ilk kısmı doğru görünüyor. Fakat hipotezin ikinci kısmı sorunlu. Çünkü alttaki grafik, yabancı futbolcu oranının milli takım başarısı üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkisi olmadığını gösteriyor. Bu durumda futbolda yabancı kotasının kaldırılmasına karşı çıkmak da pek anlamlı gibi görünmüyor.

Esasında bu konunun ekonomiyle de bağlantısı var. İktisat literatüründe serbest ticaret taraftarları, ithalatta engellerin kaldırılmasının yerli sanayi üzerinde “terbiye edici” bir etki yapacağını, artan rekabetin verimliliği de yükselteceğini iddia eder. Verimlilikteki artışın ise bir taraftan enflasyonu baskı altına alacağı öbür taraftan da ülkenin ihracat piyasalarındaki rekabet gücünü artıracağı ileri sürülür. Futbolda yabancı kotasının kaldırılmasını savunanlar da esas olarak benzeri bir etkiyi yeşil sahalarda bekledikleri için bunu yapıyor. Bizim analizimiz de bu etkinin en azından uluslararası kulüp müsabakaları için geçerli olduğunu ortaya koyuyor. Belki de 1980’li yıllardan itibaren Türk futbolunda başlayan yükseliş de ekonomideki dışa açılmanın yavaş yavaş da olsa yeşil sahalara yansımasıyla açıklanabilir.

(*): Robert Hoffman, Lee Chew Ging and Bala Ramasamy, “The Socio-Economic Determinants of International Soccer Performance”, Journal of Applied Economics, Vol: V, No: 2 (Nov 2002), 253-272.

2 yorum:

dr jekyll dedi ki...

bence kuluplere faydanin dusuk gorunmesinin sebebi, halihazirda avrupa'da futbolcu dolasiminin oldukca serbest olmasi. yani yabanci kisitlari cok zorlayici (binding) degil; hele avrupa ulkeleri arasindaki transferlerde hic degil. eger elimizde ciddi ciddi yabanci kisitlamasi yapan ulkeler olsaydi, yabanci kisitlarinin etkisini cok daha belirgin olarak gorurduk. kisitlar zorlayici olmaktan ciktiktan sonra, yabanci sayisiyla kuluplerin basarisi arasindaki iliskinin zayiflamasi normal diye dusunuyorum.

ayrica suna da dikkat cekmeliyim. ele alinan istatistiklerde bir ulkenin basarisi digerinin basarisizligi demek. zira futbol bu. birisi kazaniyorsa, digeri kaybediyordur. oysa futbolcu transferindeki serbestlik, saha disinda da kazandiriyor. bu sayede kulupler ihtiyac duyduklari mevkiye dunyanin her yerinden oyuncu secebiliyorlar. futbolcular da kendilerine en cok deger veren kulube dunyanin neresinde olursa olsun gidebiliyorlar. sahada bir kazanan ve bir kaybeden olsa da, sonucta bundan futbol kazaniyor. bu da serbest ticaretin kaynaklarin verimli dagilimina yol acmasina bir ornek. bunun faydalarini belgelemek icinse, futbolun gelisimiyle ilgili verilerin analizini yapmak gerek.

Orhan Karaca dedi ki...

Katkınız için teşekkürler. Tatilden yeni döndüm, yorumunuzu da yeni gördüm. Parmak bastığınız noktalar mantıklı görünüyor. Bu konuyu bilimsel bir makale haline getirip yurtdışında bir dergiye gönderdim. Şu anda hakem incelemesinde. Nasıl bir sonuç alacağımı merakla bekliyorum.